Günün en güzel saati idi,

Sakura çiçekleri yavaş yavaş yapraklarını dökülüyordu, beyaz çakıl taşlı özel olarak düzenlenmiş bahçede renk çümbüşü olmuştu.

Sessizce içeri girdi evin hanımı, parmak üçlerinde yürüyerek koridora doğru ilerledi, parmak uçları bambu kaplı zemine dokundukça yağmur damlaları düşüyor gibi bir ses geliyordu evein içinden, sanki bir fısıltı, bir kuşun kanat çırpması gibi.

Narindi elleri, sakindi hareketleri, odasının kağıt paravanlı sürgülü kapısını araladı. Baharın en güzel günleri idi bunlar, mor bulutlar, aradan sızan güneş ışığı, mis kokulu çiçekler, sakura ağaçları, yürüdü bahçeye geldi, annesi gibi parmaklarının ucunda yürümedi, normal bastı yer döşemesine, her adımda o narin çocuktan fırtınalar koptu, her adımında Kiyomizu-dera da, Fushimi İnari de ve hatta Kinkakuji de yanan tütsülerde rüzgar oldu, çelik ateşlerde daha da kor oldu, su daha soğuk, fujinin zirvesi daha beyaz daha dolu oldu.

Avluya geldi, annesi ona bir çay ikram etti, yakasını, ensesindeki kıvrımları, üstünü düzeltti. Mor bulutların arasından sızın ışıklardan biri ama en güçlüsü avlunun en sonunda duvardaki yenide asılmış Katananısnın sapını parlattı.

Annesini saygı ile selamlar, başını eğip toprak bir kap içindeki kutsal su ile ellerini yıkayan babasının yanına gitti, bir an göz göze geldiler, ve o kadar sustular ki yapraklar dökülmez, kuşlar ötmez, içinde turucu ve sarı altın gibi parlayan balıklar olan o küçük havuz durdu. An durdu dünya durdu.

Evet Kyoto da bir baba, bir oğula, babasından kalan Samuray kılıcını, ailenin Katana’sını, geleneğini, atalarının yaşantısını yürütmesi, tüm aileyi daim ettirmesi için devrediyor,

Bir tapınağın gölgesinde, kağıttan bir evde, sakura ağaçlarının muhteşem gösterisi ile.

O kılıcın sahibi olmak için bizimle Harekete Geçin